22 Ocak 2013 Salı

Sessiz Kalmak En İyisi

Gerçekleri duymak istiyor musunuz? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Kimse gerçekleri duymak istemez ki. Yalanlarla mutlu olmak isterler. Gerçek acıdır, ama tadını almaya başladığın zaman tatlı gelmeye başlar. Bu kumar gibi bir şeydir. Paranın kokusu cebinden gelmeye başladığı anda daha çok istersin, daha hırslanırsın ve sonunda kaybedersin...
Hep şey derlerdi, birine vazgeçilmez olduğunu hissettirme. Hissettirdiğin anda alırsın eline derlerdi. Hiç sevmemiş gibi seversen tabi öyle olur, görgüsüz. Bunu diğer açıdan götünü kaldırmak olarakta yorumlayabiliriz. Çünkü göt kalkarsa yani o göt kalkarsa kolay ineceğini düşünmüyorum...
Her seferinde şey deriz kendimize hani, evet lan işte bu sefer oldu, bu sefer farklı, galiba buldum! deriz. Ama fazla heyecan yaptığımızı anlarız sonunda. Bu yaptığımız fazla heyecana bağlı olarak geri kazanamayacağımız tek şey vardır o da kaybettiğimiz zamandır, yada başka bir değişle boşa geçen zamandır. Bi insana değer vermek aslında kendine değer vermek gibi bir şey. Nasıl kendine özen gösteriyorsan, nasıl ilgileniyorsan onunla da öyle ilgileneceksin. Götlüğün lüzumu yok amk. Ama beceremiyorsa hiç kasmaya gerekte yoktur hani. Hayatta her zaman iki kişiyi taşıyamazsın. Bi yerde yük ağır gelir, atmak zorunda kalırsın. Evet biraz bencilliktir hatta büyük bencilliktir ama hayat bencil be yavrum, dert etmeye gerek yok...
18 seneden beri yalnız uyuduğumu düşünürsek bi 17 sene daha yalnız uyuyacağım gibime geliyor. Eskiden yastığa sarılıp uyurduk. Şimdi yalnız değiliz ya hani ona da gerek kalmıyor. Yalnızlık bir yana güzel aslında. Biriyle beraberken bile yalnız hissedenler var. Örnekleri çoğunlukta gibime geliyor. Hayatta onlara öyle vurmuş be abicim...
Hayal kurmayı sevmeyen var mıdır bilmiyorum. Hayal sevilmez mi laynn. Bak suya düşse bile kur amk kur. Sadece sen üzülürsün. Hani hayallerini süsleyenlerin bunlardan haberleri bile olmaz. Öküz gibi hayallerim yıkıldı bitti demezsen tabi. Onları bu kadar iç dünyana çekersen sen kaybetmeyi baştan hak etmişsin zaten, bunda üzülecek, bozulacak bir şey yok. Sen rahatlamana bak...
Şu kadınlar çok acayip yaratıklar. Ama seviyorum lanet olsun. Sevilecek başka bir şey göster bana. Ne istediklerini bilmiyorlar aslında. Öyle gözüküyor ama hayatları boyunca bunu bilemeyecekleri gibime geliyor. Hayır banane bundan. Sözlük dediğin 1000 kişi, Türkiye Cumhuriyeti 80 milyon insan.. Hep yapmadığımız şeyler görmeleri her zaman canımı sıkmıştır ve sıkmaya da devam ediyor. Elimizden gelen bu kadar. Sen vitaminin sana yarayacak kısmını alırsan ses çıkarma. Haa alamıyorsan ben sana avucunu yala derim...
İlişkiler büyük sorunlardan dolayı bitmez. Her zaman küçük sorunlar can yakar. Ve bu sinek ısırığı gibidir. Ya da ölümcül bir virüs. Yavaş yavaş işler vücuduna. Ele geçirdiği zaman vücudunu 'dur! yalvarıyorum dur' diyemezsin. Artık çok geçtir. Her şey bitmiş, kaybedilmiş, sevgin ve aşkın bir kuş gibi uça uça süzülmüştür gözünün önünde. Ondan sonra arka fonda ' gitme kal diyemedim' diyemedim tabi...
Şu sabır denilen şeyden babam bana koymamış. Ulan insan bi tutam olsun serptirir değil mi? Ama yok adam o çalışkanlıkla düşünememiş bunu. Sabredemiyorum. Aslında çok sabırlı bir insanım. Bunca zaman patlamışlığım yok birine. Ama patlatırsamda tam patlayacak. Fışşşşş...
Bir şeyi söylemeden yaptığın zaman kıymeti var. Hissettirmeden, sessiz ve usulca becermelisin bunu. Gözüne soka soka değil. Ya da tekrar tekrar söyletmek hiç olacak iş değil. Bi çocuğa bile yap yap yap yap dersin. Ama bi yerden sonra ne halin varsa gör dersin. Ya da normal bi insana siktiri çekersin. Yapacak bir şey yok. Sabır taşarsa geriye dönüş olmaz. Aslında şöyle bi bakarsak taşan bir şey düşünürsek neyse çok felsefik bi konuya değinecektim susuyorum...
Kimsenin hayatına dahil olmak istemedim, kimseyide hayatıma dahil etmek istemedim. Hep bi çizgi vardır içimde. Kimilerini geçirdim. Kimileride melül melül baktı. Ama tam tersinimi yapmalıydım onu bilmiyorum. Birinin hayatına dahil olmak, onu etkilemek, birlikte hareket etme isteği duymak, bir bütün oluşturmak gibi bir şey. Bu kadar...
Her şeyin ilk günkü gibi taptaze kalacağını düşünüyoruz değil mi? Ve buna kendimizi o kadar çok inandırıyoruz ki sonunu bile bile devam ediyoruz aslında. Kaybedeceğimizi bile bile devam etmektense hiç başlamamak daha iyidir. Ama her zaman hata yapmak, acı çekmek güzeldir. Ve bunlara bağlı olarak kazanılan tecrübeler...
Hayatın bi setup olduğunu düşünürsek mesela benim hayatıma birçok bozuk dosya var. Ve buna bağlı olarak yüklemeyi devam ettiremiyorum. Sorun bende değil sende saçmalama...
Her şeyi zamana bağlı, zamana yedirerek yapmak çok saçma geliyor bana. Yarın yada daha sonra. İkiside aynı şeyler. Hiçbir fark gözetmiyor aslında. Sadece hazır değilim...
Aşk gereksiz bi duygu olsaydı bütün şairler aşık olmazdı. Zaten şiir olmazdı ki...
Hayat ne yönde gider, ne getirir, neler götürür bilmiyorum ama, aması uzun hikayeee...
Dur bugün benim günüm,
Kapandı üzgünüm,
Sıkıldım artık insanlardan!!!

8 Ocak 2013 Salı

Küçük Dünyam

Bu sene ne kar yaptı be. Bot giymediğimi söylemiş miydim? Sonuçta benim ayaklarım üşüyor. Beni benden başkası neden ilgilendirsin. Neden böyle bir cümle kurduğumun farkında bile değilim. Sırf kurmuş olmak bile haz veriyor. Haz anlayışım farklı demek ki. Kendini çözememiş biri olarak konuşmak hiç iyi bir şey değil. Ben kimim gibi sorular bile yöneltebilirim kendi benliklerime. Bu arada bu akşam karanlık ve ritmik melodiler eşlik ediyor kurguladığım yaşantıma. Herhangi bir filmin senaryosunun yaşadığınız hayatla paralel olarak ilerlemesi sizce ne kadar bi ihtimal? Böyle bir şey nasıl olabilir ki? Milyonda bir bi hastalığa tutulmuş gibiyim. Filmden etkilenerek kendi yaşantımı kurgulamaya başlarsam sıçtık ki ne sıçtık...
İnsan sevdiği kişi uğruna her şeyi yapabilmeli bence. Yapmalıda. Yapabilmeli diye bir kelime olmamalı lugatında. Düşünmeden yaşamalı. Çünkü sevdiceğinin ömrü bir kar tanesinin ömrü kadardır. Hayatta kadere de yer vardır. Dünyanın bizim etrafımızda döndüğünü var sayarsak belki yarın yok oluruz ve dünya dönmeye devam eder. Yaşanması gereken her şeyin bir zamanı var. Zaman kavramı o kadar geniş ki...
Ne zaman gözünüzde kusursuz gözükmeye başlarsa işte o zaman hiçbir şeyi umursamadan sevmeliyiz. Aşık olduğumuzu tekrar tekrar anlamalıyız. Aşk garip. Aşık olduğunu zannedip, o yalanla yaşayan ve buna kendini inandıran o kadar çok insan tanımıyorum ki ama binlerce olduğuna eminem...
Böyle bir şeyi asla yapmam dediğiniz zamanlar geride kaldı. Telaffuz ettiğiniz cümle aşık olana kadar geçerli bir cümleydi. Artık doğruluk ve tabu payı kalmadı. Yapılacak, yaşanacak ve yaşatılacak o kadar çok anı var ki, bilemeyiz..
Kadınlara zaafım var evet bu apaçık ortada. Ama benimde bir kalbim var ve bende aşık olabilirim. Sadece bir kişi için yaşayabilirim. Gerçekten inanırsam bu ve bunun gibi birçok şeyi başarabileceğimden eminim. Kendinden emin olmak gibisi var mıdır bu hayatta. Emin olmak kendine güvenmekle başlar. Ne kadar kendine güvenirsen karşındaki de sana o derece güvenir. Ne kadar kaybetmekten korkarsan o da korkuyu göze alır. Hata insanlar içindir. Yapar yani insan hatanın alasını yapar. Birine geçmişini anlatmak çok zordur. Zorun zoru yoktur ama zordur be abi. Aşık olmak kadar, seni seviyorum demek kadar zordur...
Kaçan bir zaman vardır. Hani o hiç bir daha peşinden koşmak için çaba bile sarf etmek istemediğin. Yakalasan bile döndüremezsin geri. Yaşananlar çoktan yaşanmıştır..
Hayatta öyle özel anlar vardır ki sormayın gitsin. Neden hep 2.çoğul kişi şahıs kipini kullanıyorum ki? Yazdıklarımı kendim okuyorum zaten. İşte öyle özeldir ki o anlar tek bir kişi başrolündedir. Ne kadar istersen iste geri gelmez, getiremezsin. Zamanın cilvesi işte. Bir kişi bir kişinin hayatında başrol oynamak istiyorsa bunun adı ne olur diye soruyorum kendime. Aşk? Güven, sadakat, korku, sevgi, saygı... Ferhat neden dağları deldi sanıyorsunuz ki. Sadece Şirin'in güzel yüzü ve kalpcezi için mi? Yanılıyorsunuz..
4S kuralı diye bi dalga vardı bi zamanlar. Saygı, sevgi, sadakat, seks diye. Millete sıralatıp duruyorlardı..
Telefonun 'batarya doldu' sinyalini mesaj bildirimi olarak anlamış bulundum. Telefon ile göz göze geldiğimde içimdeki parlamayı anlatamam. Kötü kötü çok kötü.
Kimse kimseyi kolay kolay bırakmaz. Bırakamaz zaten. Aşkından utanır. Götü yemez bi kere. Düşünürsen aşkından şüphe ederim yani. Göt müsünüz olum? Ayy götüm...
Karanlığıma eşlik ettiğin için teşekkür ederim...