28 Temmuz 2014 Pazartesi

Geç Değil

Konuşmanın ne kadar gereksiz bir eylem olduğunu yeni anlıyorum. Hiçbiriniz bilmiyorsunuz ne kadar gereksiz işler yaptığınızı yapmayada devam ediyorsun. İyi hoş, yapın.. Hatamı anladığım anda susmaya karar verdim. Sessiz bir adam olmaya çalışıyorum. Artık ne kadar adam olabildiysem.. Benden hiçbir zaman adam olmayacak sanırım. Düşündüklerim hiçbir zaman bir başka bedende yankılanmayacak. Daha çok o bedende yankılananlar benim yüzüme çarpacak. Çarptıkça köşelere savrulacağım. Mücadele etmekten yeniden ayağa kalkmaktan hiç bahsetmiyorum farkındaysan.. Çünkü mücadele etmenin de gereksiz olduğunu 20'li yaşlarımda öğrendim. İlişkilerde sadece birbirini anlamanın yeterli olmadığını öğrendim. Hanginizin ilişkisi anlamlılıklar ve anlamsızlıklar üzerine kurulu? Olamaz değil mi... Kahveyi sert sevmek gibi, ayağını vuran ayakkabıyı inatla giymek gibi, yemeklerde tuz kullanmamak gibi... tatsız ve mutsuz..
Defterlerim var benim çantamda özenle sakladığım. Her yere benimle gelirler. Onlarsız hiçbir şey yapmak gelmez içimden. İstersem yazarım istersem okurum. Ve bu hayata karşı saçma hisler hissettiğimde hepsini önüme açarım. Her şeyin eskisi gibi durduğu yerde olduğunu hayal ederim. Evet kendimi avuturum, kandırırım. Ama olsun hayal dünyasında yaşayan bir insan olarak bunlar garip değil. Gözlerimi kapatıp tekrar tekrar yaşarım geçmişi tekrar tekrar hissederim. Ama o pembe bulutlar yok olduğunda nerede olduğumu bile bilmem, bilmek istemem. Zaten ömrümün yarısı üzülmekle geçiyor. Kazanılan ivmeler hiçbir zaman istikrarlı olmuyor. Sonuç ne? Elde var 'sıfır'... 
Bayramların ne önemi ne de tadı kaldı artık. Sevdiklerinizin kıymetini gerçekten bilin. Onlar yarın yok olabilirler. Onlar da sizin kıymetinizi bilsin. Kuş olduğunuzda konuşamayacaksınız. Onun için birkaç kelime fazla konuşmak, birkaç sevgi parçası paylaşmayı kimseye çok görmeyin. İnsanlar sonunu kolayca yazabilirler bu hiç ve hiç zor değil. Sıkıntı, üzüntü, bunalım... Yolun sonunu görebiliyorsam eğer sorun yok. Hiçbir zaman yolun sonunu görememiş bir insan olarak yaşıyorum. Ne kadar şanssızım ne kadar acınası hallerdeyim. Neyse boş verin.. Sevin, sevdirin, hissettirin... Sadece hiçbir şey için geç olmadan harekete geçin. Ertelemeyin hiçbir şeyi. Biliyoruz hep geçtir bizim için hep geç kalmışızdır. Kim değiştirecek bu durumu.. Neden ruhumuza bu duyguları yediremiyoruz? Sonrada ruhumuzun bizi terk etmesinden yakınıyoruz. Hak ediyoruz...
Sevdiklerinizin yanında olun. Vakit kaybına gerek yok. Ama olmuyorsada hayal edin...
Haydi eyvallah.

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Hissiz

Sakladığım defterler var benim. İçinde bilmem kaç seneyi biriktirdiğim... Hala boş sayfaları var yazılmayı bekleyen. Her seferinde biraz daha zaman tanıyorum kendime biraz daha sabretmem gerektiğini öğütlüyorum. Adeta elimin kaleme gitmemesi için kendimle savaş veriyorum ve hep kazanıyorum. Artık kazanmaktan çok kaybetmeyi seviyor olmama şaşırmıyorum. Kimse bile bile kendini bir ateşin ortasına atmaz, atamaz, korkar... Ama ben ne hikmetse bunu her şeyden güzel beceriyorum.. Kalemime karşı kaybettiğim o gün, ertesi gün ve ondan sonraki günler neler olabileceğini tahmin edebiliyorum. Herkes kendi sonunu yazamaz sonuçta. Kimsenin kendi sonunu yazabilecek cesarete sahip olmadığını düşünüyorum. Ben de değildim... Her şeyi zamana yüklemek olmaz değil mi? Bence de olmaz...
Eğer geriye dönme şansım olsaydı, babamla daha fazla zaman geçirmek, arkadaş gibi olmak isterdim. Çok fazla şey paylaşamasakta küçükken ve buralardan göçmeden önce söylediği şeylerin bir bir olmuş ve olacak olmasına çok şaşırmıyorum. İşte bu yüzden pişmanlık duyuyorum. Ondan daha fazla şeyler öğrenebilirdim aslında. Söylediklerinin, ön görülerinin gerçekleştiğini düşünürsem... Buralardan göçmeden birkaç gün önce bir koli hazırlamıştım, büyük bir koli.. Odaya girdiğinde bir şeylerin yolunda gitmediğini, bir şeylerin hem odadan hem de benden eksildiğini anlamıştı. Bir süre benimle seyahat eden o koli onun sözleriyle geri gelmişti. Ve hala yatağımın arkasında durur, bantları açılmış bir şekilde...
Babamın söylediklerine ihanet etmek istemiyorum. Yoksa...

Yaşamadan bilemiyorsun. Empatiden bahsetmeyin bana. Karşındaki kadar hiçbir zaman hissedemezsin. Belki yanında olmayı denersen bi bakıma şanslısın. Hiçbir zaman ne acının ne de bir mutluluğun tadı unutulur. Acılarınızı tadabilen insanların yanında olun. Onları ne olursa olsun bırakmayın. Acılarınızı unuttuğunuzu düşünen insanların sizin limanınızın yakınından bile geçmeye hakkı yoktur. Limanlar güzel insanlar için yaratılmıştır. Heleki sizin limanınızsa en güzel insanların yeridir orası. Tüm acılarınızın tüm mutluluklarınızın tadına bakabilecek, acılarından ve mutluluklarından sizlere pay verebilecek insanların yeridir orası... Geride kalanları boş verin. Onlar ne sizi anlayabilir ne de size yardımcı olabilir.
Tek nokta; 'savaş, sabret, kaybetme, pişman olma'.

Korkularımdan arınmamın tek sebebi zaman değildi elbette ki.. Zaman bir bahaneydi her zamanki gibi. Hiçbir şeyden korkmamak nasıl bir hissizliktir ben onu da hissedemiyorum. Garip değil mi? Oysa ne kadar severdim hisleri.. Ama her şeye rağmen pişman değilsem yine ben kazandım...