18 Kasım 2012 Pazar

Bir kadın çıkar... Ve bütün geçmişin o olur

Sen buralara kadar kendi emeğinle gelmiş olabilirsin. Fakat kendi kendini büyütmedin. Hastalandığında kendi alnına sirkeli bez koymadın. Altını kendin temizlemedin. Canın yanıp, ağladığın zaman kendi kendini teselli etmedin. Hep bir omuz aradın, sıcak bi kucak bekledin hepimiz gibi. Aşık olduğunda yastıklarla paylaşmadın acını. Bütün bunlara rağmen hayatına aldığın yeni birinin tüm bunları sana verebilecek olmasını bekledin. Belki yanıldın. Belki hala yanılıyorsun. Sende bilmiyorsun ne yaptığını. Hayatı daha fazla ıskalamamak için acele ediyorsun. Biri gelir hayatına ve tüm geçmişin o olur. Geçmişine düşman kesilirsin bir anda. Sen hasta yatağında yatarken saatler boyunca başında nöbet tutan annen, boğazından geçecek olan bir tabak sıcak çorba için çalışan baban, endişeli gözlerle seni izleyen kardeşin ve diğerleri... Bu durumda ne oluyor yani? Bir insan kaç insan ediyor? Aşk böyle bir şey mi? Aşk mı? Ne?
Bu zamana kadar hislerimde hiç yanılmadım. Hayal bile etmedim zıttını. Arkadaşlar arasında 'ereceksin' söylentileri. İçim pek rahat değil. Umut ederim ki bu sefer yanılmayı gönülden istiyorum. Diyelim ki yanılmadım.. O zaman dengeler öyle bozulacak ki, küresel ısınma ne ki yanında...
En salak halim aşık halim demiş şair. 'O'nu kaç kere öptüğümün farkında bile değilim. İnsan bi sıkılır değil mi? Getir, koy önüme, sabaha kadar öpeceksin deseler 'bana güvenebilirsiniz' cevabını veririm. Doğru düzgün bir insan olursanız her şeyi fazlasıyla alırsınız. Beklemeye değer. Ben iyi ki beklemişim...

9 Kasım 2012 Cuma

İçsel Dışavurum

Öyle bir an geliyor ki birkaç parçaya takılı kalıyorsunuz. Dedikleri gibi 'şarkılar içinde sevdalar gezdiriyor'. Benimkiler sevda gezdirmese bile ufak tefek kalıntılar sürüklüyordur. Belki sahipsiz bir liman bulma çabasındadır. Kim bilir belki hayatı boyunca sürüklenecektir. Yanaştığı hiçbir limanda kabul görmeyecektir. Hatta yanaşmak ne kelime bazılarının yakınından bile geçemeyecektir. Herkesin sonu gibi onunda sonu açıklarda ölüme merhaba demektir. Merhaba bulutlar, merhaba arp çalan melekler, merhaba Poseidon...
Uyumadan önce hepimiz alarm kuruyoruzdur büyük ihtimal. Peki alarmı duyamayacağımız ne malum? Belki son bir şans alarmı duymak için, sevdiğimiz kişilere birkaç cümle söylemek için son bir şans bizim için, belki son kahvaltımız, gözlerine son bakışımız, ayakkabılarımızı son bağlayışımız.. Bunları ve daha nicelerini yapmamız için illa son bir şansa mı ihtiyacımız var?..
En ihtiyacın olduğu zamanda gidiyor elindekiler. Babam; 'bir gün arkadaşsız kalacaksın' demişti. Ulan büyük sözü derler ya hakketten doğru diyorlar. Haa çevremde çok kişi var evet... 
Güven ve aptallık aynı şeyler aslında. Ne kadar güvenirsen o kadar aptalsın. Ayy karşılıksız sevgi benimkisi nahhh. Kendini tekrarlamak, aynı hatayı yapmak hayattaki en büyük salaklıktır. Hayat büyük bir kumar. 50.000$'lık masada başlayan da var, slot kolunu çekende. İkisininde kaybedecek bir şeyi yok sonuçta. Beklenmedik zamanda beklenen şeyler getirebiliyor. Hiç beklenmedik zamanda beklenmedik bir şey gelmedi başıma...
Çocukluğuma dair pek fazla bir şey hatırlamıyorum desem yeridir. Bi tek yediğim şekerli yoğurdun tadını unutmam. Bu da benim için yeterli. Çocukluğumu sildiği gibi silse ya hayatımdaki kişileri. Hiç bana danışmadan. İşte o gün kendimi bulacağım..
Yalnızlık uyuttuğu gibi, içindekinide bir o kadar büyütür. Buralara yazmasam kim bilir belki bi at büyümüştü içimde şimdiye kadar. At olmasa bile içimde bir çocuk var hala...


5 Kasım 2012 Pazartesi

İçSeS

Azda olsa birilerini karşısına alamıyorsa ve fedakarlıktan kaçınıyorsa, ne ben ne de sen diyecek bir şey bulabilirsin. Mavi boncuk dağıtıp, heves kıran insanlardan nefret etmeye başladım. Ne kadar doğru dürüstüz değil mi? Hayatımızda hiç yalan söylememişiz. O kadar iyiyiz ki.. 
Nakarat;
''Böyle şeyleri söylemek çok zordur ya hani. Sen hep benim ekmeğime reçel sürsen, ben sana çay doldursam, gece yatmadan önce duyduğum en son ses senin sesin olsa, sabah kalktığımda ilk senin yüzünle uyansam, o güzel yüzünü görsem her sabah, güne senle başlasam.. Çok mutluyum biliyor musun? Belki dünyanın en mutlu insanı benim'' diyebileceğim bi insan var mı diye düşündüm böyle sesli sesli. Hak eden yok ya da çok seçiciyim. Siktir lan ben neyim ki..
Cool olmakla kendine güvensizliği karıştırıyor muyuz? Ya da gerçekten coolluk mertebesine ulaştığımızı mı düşünüyoruz? Yok ya biz doğru zamanı kolluyoruz. İşimizi garantiye almasını seviyoruz. İçine biraz gururda katıyoruz fakat istediğimizi alıyoruz...
Dışarıdan çok masum, sakin, iyi aile kızı gibi görünen hatunların kutularını tek tek açınca içinde büyük olduğunu anlıyorsun. Küçük hissediyorsun ama büyük çıkıyor. Amk ne geri zekalı bir yarışmaydı o ya. Genelde UNO ekmeği gibi el değmemiş istiyoruz ya, hep besaş'lar kalıyor...
Eski sevgilinizle arkadaş kalabiliyorsanız, ki bunu düşünebiliyorsanız birbirinizi hiç sevmemişsinizdir. Ulan eski sevgiliden arkadaş nasıl olabilir ki. Öpüşelim, sevişelim 6 ay sonra tekrar görüşelim.. Oldu bitanem. Olur ya meraklanma...
Son zamanlarda ne kadar sosyal bi insan oldum kendim bile inanamıyorum. Hayır yani bu ben miyim? Ben böyle değildim ki. Gel zaman git zaman insanlar değişebiliyormuş demek ki. İnsanların değişebileceklerine inanmazdım. Muhabbet öyle saçma bir yere geldi ki, kendi kendine konuşurmuşcasına yazılan yazılara deneme mi deniliyordu lan? Biraz sayfa dolsun diye saçmalıyorum..
Bu haftanın en önemli olayı 1000+ kişinin önünde davul çalmaktı. İnanılmaz heyecanlı, fakat bi o kadarda boktan. Kendinden emin olduktan sonra her şey olur. Davul seti pek iyi değildi vasattı ama idare etti. 2. konser çalışmalarına ara vermeden başladık. Hatta 3 parça hazırladık bile...
Demek ki anlatmak istediklerimi olgun bireylere anlatamadığım için burada kendi kendime konuşuyorum. İlkokulda virgülü yerinde kullanmam gerektiğini öğretmeyip, bütün ders kitap okutan ve bütün seneyi o şekilde geçiren öğretmenimin şemsiyesini açayım...
Yeni hedefler var önümüzde. Belki yine gururumuza esir düşebiliriz. Cool olmayı abartabiliriz. Hiç önemli değil kendimiz gibi davranırsak atlarım coolluğa...
Ben böyle değildim demişken coverladığım bir parça aşağıdaki...